Slobada

Ilginc Bilgiler 4

İLGİNÇ SORULAR VE BİLİMSEL CEVAPLARI

LAN Ne Demektir? Ne Anlama Gelir?
Türkçemizin en çok kullanılan fakat hakkında en az yazı yazılmış, en az izahata girişilmiş kelimesidir LAN.
1) (Oğulan > oğlan > ulan > lan) Temelde bir hitap şekli olmasına rağmen, daha çok samimi insanlar arasında kullanılır, medeni ilişkilerde 'feci ayıp' olarak algılanır. Tek başına incelendiğinde belirgin bir anlamı ve kökeni bulunamamaktadır. Oğlan kelimesinden eğilip bükülerek türetildiği sadece ses benzerliğinden yola çıkılmış bir iddiadır. Anadolu`da 'ula' şeklinde kullanılmakta fakat oğlan yerine 'oğla' denmemektedir.
2) Bir açıdan bakıldığında kelimenin içinde bir emir kipi de olduğu düşünülebilir. 'Davran' 'Uyan' emirlerinde olduğu gibi bunda da 'ulan' denilerek, bir yere ulaşma emri verilmiş olabilir. Günümüzdeki kullanımla ilgisi olmamakla beraber bu teoriye iyi bir kılıf bulursak belki ayıp olmaktan çıkarabiliriz. Böylece yüksek mevkideki insanların da bu kelimeyi özgürce kullanabilmesine imkan sağlar, bol hayır duası alırız.
3) Ama Yargıtay, 'Tartışma sırasında ulan sözünü sarf etmek sövme sayılır.' demektedir. Bu durumda, kullanış biçimine göre hakaret sayılabilir. 4) Fransa 'da eşek manasına geldiği söylenir. Fransızca'da fonetik olarak l'âne kelimesinin okunuşu ona benzer, fakat eşek anlamındaki bu 'l'âne' kibar ve L harfi dilde ezilerek söylenir. Kısacası bunların hepsi Lan'a atılan iftiralardır.
5) Moğolca ve Buryatca 'kızıl' demektir; nitekim gerek Moğolistan'ın gerek Rusya Federasyonu'na bağlı Buryat Özerk Cumhuriyeti'nin Başkent isimlerinde geçer bu kelime. Ulan, kızdığınız birine 'kızıl' 'komünist' demenin Ural Altay dillerinden türetilmiş ve esinlenilmiş şeklidir. (Ulan Bator)
6) İnsanların farklı tonlamasıyla farklı anlamlara girebilen yegane sözcüktür. (Ulan!: kızma belirtisi) (Ulan?: Bir şey görüp de o nedir şeklinde bakan kişi sözcüğü) (Hadi lan: İnanmama belirtisi) (Ulan ulan ulan: Çaresiz kişi repliği) (Ulan: Şaşırma belirtisi) (Sana bir şey söyleyeceğim inanmayacaksın lan: Pekiştirme belirteci) (Lan kafamı attırma: Giderek kızma belirtisi) (Len ne aptalsın bea: Küçümseme belirtisi) (Ansiklopedilerde bir ünlem olduğu yazan sözcük)
Sonuç olarak LAN kelimesi; yokluğunu dolduracak bir şeyin yüzyıllar sonra dahi gelmeyeceği, Türk milletinin dildeki en büyük icraatlarından biridir.
Maden Sodasının İçinde Neler Vardır? Asit Var mıdır?
Birçok kişi hazımsızlığa iyi gelen maden sodasının içinde asit olduğuna inanarak içmekten kaçınıyor. Peki gerçekten maden sodasının içinde asit bulunuyor mu?
Maden sodası asla asit bulundurmaz, bazik yapılıdır. Çoğu insanlar asitli olduğu için asidik zannediyor. Uzmanlar günde en az 2 litre civarında su ve maden suyu gibi 'yararlı sıvı' tüketilmesini öneriyor. Maden suyunun bilinen hiçbir zararı olmayıp, aksine vücudumuza sayısız yararları vardır.
Büyüme çağındaki çocuklar kalsiyum, demir, çinko, florür gibi minerallere yetişkinlerden daha fazla ihtiyaç duyarlar. Bu ihtiyacı karşılamanın en iyi yolu bolca süt ve doğal suları tüketmektir. Maden suyunun içerdiği kalsiyum kemik yapısının, florür ise ağız ve diş sağlığının gelişmesi için son derece yararlıdır. Hamilelik, beslenmeye özellikle dikkat edilmesi gereken bir dönemdir. İnsan vücudu bebeği besleyebilmek ve gelişmesini sağlamak için normalden daha fazla gıda, sıvı, mineraller ve vitaminlere ihtiyaç duyar. Bu katkıyı doğal yoldan sağlayabilmek için, hamilelikte düzenli olarak maden suyu tüketimi tavsiye edilir.


İnsanların Duyamadığı Sesleri Hayvanlar Nasıl Duyar?
İnsanın duyabileceği ses dalgalarının boyu 20-20.000 Hertz arasında değişir. Bunun yanında bazı hayvanlar insanın duyamayacağı sesleri rahatlıkla duyabilirler. Hatta birbirleri arasındaki iletişimi bu biçimde sağlarlar. Örneğin yarasalar ses dalgalarıyla yönlerini bulurlar ve 10.000-120.000 Hertz, yunuslar 10-200.000.000 Hertz’e kadar olan sesleri duyabilirler. Bir köpeğin işitme duyusu ise son derece gelişmiştir. Bir insan 100 yard uzaktan duyabilirken bir köpek 440 yard (402 metre) uzaktan duyabilir (1yard = 0,9144 metre). Üstelik, köpekler ve kediler ultrasonik sesleri duyma konusunda da yeteneklidirler. Bu sesler insanların duyabileceği seslerin çok ötesindedir. İnsanın duyabildiği en yüksek frekans saniyede 20 kHz'dir. Ancak köpeklerde bu miktar 35 kHz, kedilerde ise 65 kHz' dir. İnsanların duyabildiği en düşük ses erişim hızı 20 Hz(hertz) ile en yüksek ses erişim hızı 20 kHz(kilo hertz) sınırları arasındadır. Bu sınır kedilerde 48 Hz ile 85 kHz ve köpeklerde 67 Hz ile 45 kHz arasındadır.
Kara Kedi Görmek Uğursuzluk Getirir Mi? Bilimsel Yanıt!
Yolda bir kara kedi gördüğü zaman yolunu değiştirenler veya o günün kendisine çok kötü şeyler getireceğine inanan kişilerin sayısı oldukça fazladır. Toplumumuzda genel olarak kara kedi görmenin uğursuzluk getireceğine inanılır. Peki kara kedi görmek gerçekten uğursuzluk işareti mi?
Eski Mısır´da kedi kutsal bir hayvandı ve bir kedinin ölümüne neden olmak kişinin kafasını kaybetmesine neden olurdu. Ortaçağ'da ise kara kedi özellikle engizisyon döneminde büyücülük ve satanizmle ilişkili olarak kabul gördü. Ruhunu şeytana satmış kişinin ruhu kara bir kediye geçiyordu ve kara kedi o andan sonra kötülük yapmaya başlıyordu. Bu nedenle kara kedi gören kişinin başına kötülükler geleceği veya kedinin ona zarar vereceği düşüncesi yerleşmiştir. Günümüze kadar gelen bu inanışın asıl nedenini öğrendikten sonra sanırım kimse buna inanmayacaktır. Akıl- Mantık- Şuur doğrultusunda batıl inançlarımızdan kurtulup gerçekçi olmamız dileğiyle…


Gökkuşağı Kaç Renklidir? Gökkuşağının Tüm Renkleri Nelerdir?
Bir doğa harikası olan gökkuşağını 7 renkten oluştuğunu biliyoruz. Ama gerçekten gökkuşağı bizim bildiğimiz gibi 7 renkten mi oluşuyor?
Gökkuşağındaki renkler kırmızı, turuncu, sarı, yeşil, mavi, çivit mavisi ve mor olarak bilinir. İşin aslı, gökkuşağında kesintisiz bir renk spektrumu vardır, ancak insanın renk algısı, ortada bir kuşak serisi olduğu yanılgısını yaratır. Kimi gökkuşaklarında ise insan gözünün görebileceği 7’den fazla kuşak bulunur.


Sinekler Kışın Ne Yapar, Nereye Gider, Ne Olur?
Sineklerin her türü kışın ortadan kaybolur. Havaların ısınmasıyla birlikte de aniden ortaya çıkıverirler. Yazın karasinekler gece gündüz evlerimizin baş köşesinde dolanırlarken sivrisinekler gündüzleri ortada görünmezler. Acaba mesai saatlerinin dışında ne yaparlar? Sinekler, böcekler uyurlar mı?
Sinekler ısıya çok hassastırlar. Güneş bir bulutun arkasına girdiğinde oluşan sıcaklık değişikliğinden bile etkilenirler. Kış günlerinde bazı bölgelerde sıfırın bile çok altına inen sıcaklıklar onların, özellikle gelişmiş olanlarının yaşama şanslarını yok eder. Larva veya yumurta halindekiler ise yaşamaya devam ederler. Bahar aylarında gelişmiş birer karasinek olarak yaşantımıza katılırlar. Yani evinizde gördüğünüz sinekler geçen senekiler değillerdir, onların çocuklarıdırlar.
İnsanların olduğu yerlerde yaşayan sivrisinekler çoğunlukla gece faaliyet gösterirler. Çoğu alacakaranlık saatlerinde, sabaha karşı ve akşamüstü daha aktiftirler. Aktif oldukları bu süre bir veya en çok iki saati geçmez. Öyleyse sivrisinekler aktif olmadıkları, günün en azından 22 saatlik bölümünde ne yapıyorlar?
Kuvvetli ışık, havadaki nem oranının düşük olması ve rüzgar, sivrisineklerin işe çıkmalarına mani olan en önemli faktörlerdir. Boş vakitlerinde çoğunluğu, bitkiler, otlar, çimenler ve ağaçlar üzerinde dinlenirler. Renkleri ve boyutlarından dolayı onları oralarda fark etmek kolay değildir. Bazıları ise evlerin odalarında loş köşelerde kalırlar.
Sineklerin, böceklerin uyuyup uyumadıkları ise uyumak fiilinin tanımına bağlıdır. Zaten uykunun gizemi de tam çözülmüş değildir. Hareketsiz kalıp, dış ortamdan bağlantıyı koparmayı uyku olarak nitelendirirsek böcekler de uyur, balıklar da. Fakat bu arada beyinlerinde neler oluştuğunu kimse bilmiyor. Memeli hayvanların, örneğin kedilerin, köpeklerin, ineklerin uykuları ve bu sırada beyinde oluşan elektriksel dalgalar konusunda ciddi araştırmalar yapılmıştır. Onların da bizim gibi uyudukları hatta rüya bile gördükleri kesin olarak biliniyor. Ancak bir karasineğin veya örümceğin beynine elektrik kabloları bağlayıp bir molekül boyutundaki beyinlerinde neler olup bittiğini araştırmak hala pratikte pek mümkün değil.
Neden Bazı İnsanlar Solaktır?
İnsanların çoğunun niçin daha çok sağ ellerini kullandıkları henüz bilinmiyor. Eğer dünya nüfusunun yarısı solak olsaydı veya dünyada hiç solak bulunmasaydı, bu durum tabiatın kurallarına daha uygun olabilirdi, ancak tek yumurta ikizlerinin bile yüzde onunun farklı ellerini kullanmaları şaşırtıcıdır. Bu durumun genetik olmadığı, kalıtımla bir ilgisinin bulunmadığı da kesin. Bebeklerin rahimdeki pozisyonlarıyla ilgili teoriler var ama kanıtlanmış değil. İnsanın dışında hiçbir yaratık, bir elini veya ayağını diğerine göre öncelikli kullanmaz. Dünyada tarih boyunca, kültür ve ırk farkı olmaksızın insanlar arasında sağ elini kullananlar hep çoğunlukta olmuşlardır. Bilim insanları yıllardır bunun nedenini arayıp durmaktadır.
Bilindiği gibi, beynimizin her iki yarısı değişik yetenekleri kontrol eder. Önceleri beynimizin sol yansının konuşma yeteneğimize kumanda ettiği bilindiğinden, yazmamıza da kumanda ettiği, bütün önemli kumandaları bu tarafın üstlendiği sanılıyordu. Ama sonraları beynimizin sağ yarısının da idrak, yargılama, hafıza gibi çok önemli işlevlere kumanda ettiği, beynin her iki yarısının da bir birinden üstün olmadığı ve her iki tarafın da eşit değerde görevler üstlendiği görüldü.
Solakların oranı hakkında çeşitli görüşler var. Genel görüş bunun 1/9 oranında olduğu şeklindedir. Her azınlığın başına geldiği gibi solaklar toplumda bazı zorluklarla karşılaşmışlar, hatta tarihin karanlık çağlarında şeytanla bile özdeştirilmişlerdir. Günümüzde bile solak doğan çocuklar, aileleri tarafından sağ elleri ile yazmaya zorlanmaktadırlar.
Sağ ellerini kullananlar için hayat daha kolaydır. Onlar daha iyi organize olmuşlar, acımasız bir üstünlük kurmuşlar, dünyada her şeyi kendilerine göre ayarlamışlardır. Arabaların vitesleri, silahlarda boş kovanların fırlayış yönü, hatta tuvaletteki muslukların yeri bile hep sağ ellilere göre tasarlanmıştır.
İngilizce'de sol anlamındaki 'left' kelimesi, zayıf ve kullanışsız anlamında eski İngilizce'de kullanılan 'lyft' kelimesinden türetilmiştir. Sağ anlamındaki 'right' ise haklılık ve doğruluk anlamında da kullanılır. Türkçe'de de öyle değil mi? Sağ hem canlı ve hayatta anlamında kullanılır, hem de sağlıklı, sağlam gibi sıfatların kökünü oluşturur, solun ise soluk gibi bir sıfatın kökünü oluşturma dışında sadece bir nota ile isim benzerliği vardır.


Astronotlar Uzayda Nasıl İletişim Kurar? Uzaydaki İletişimleri!
Uzay gibi moleküllerin olmadığı bir ortamda ses yayılmaz. Uzay bir boşluktur ve hava yoktur. Bu nedenle ses dalgalarını iletecek moleküller de yoktur. Uzayda astronotların, yer kontrol merkeziyle konuşurlar. Astronotların sesleri, radyo dalgaları halinde dünyaya ulaşır ve sese çevrilir. Uzay mekiğinden çıkıp dışarıda dolaşırken de yine radyo dalgalarıyla kendi aralarında konuşurlar.
Kelebekler Kaç Gün Yaşar?
Bu yaşam süresinden ne anladığımıza bağlıdır. Yaşamayı, doğmak, yaşamak ve ölmek şeklinde tarif edersek kelebekler aylarca yaşarlar. Kırlarda ve bahçelerde uçuşarak ince, zarif ve güzel renklerle bezenmiş kanatlarıyla yapraklara konan, bizim kelebek olarak tanıdığımız hali, ömrünün ölümüne yakın son aşamasıdır. Bu şekli ile yaşadığı hayat gerçekten çok kısadır.
Ömrünün bu en güzel kısmının ne kadar sürdüğünü kesin olarak söylemek güçtür. Bazı çeşitlerinin birkaç gün, bazılarının ise birkaç hafta yaşadıkları biliniyor. Tabiatta çok nadir de olsa bir yıl yaşayanları bile görülmüş. Kelebekler aylarca tırtıl halinde yaşadıkları halde, kelebek olarak yetişkin iken çok kısa bir süre yaşarlar. Bu yüzden bir kısım kelebeklerde beslenme için ağız ve hortum bile bulunmaz. Yaşamlarının bu kısa parçasını beslenmekten çok eşlerini aramak, çiftleşmek ve yumurtlamak, kısaca yeni kuşakları oluşturabilmek için harcarlar. Çok narin gibi görünmelerine rağmen kelebeklerin yapıları yeryüzünde karşılaştıkları her sorunu çözecek düzeydedir. Çöllerde bulutlar gibi dolaşırlar, sularda yüzebilir, karanlık mağara kovuklarında yaşayabilirler. Dünyanın en yüksek dağlarında, tropikal ormanlarda, petrol birikintilerinde, yanardağ ağızlarında hatta kutuplarda bile dolaşırlar.
Kelebeklerin 170 bin civarında türü vardır. Böceklerin en geniş takımlarından birini oluştururlar. Yeryüzünde yaşayan kelebek çeşitlerinin sayısının 18 sıfırlı bir sayı ile ifade edilebileceği sanılmaktadır. Yani her insana bir milyon kelebek düşmektedir. Bir başka deyişle ortalama ağırlığı 70 kilogram olan bir insana yeryüzünde 850 kilogram kelebek düşer.
Kelebeğin tüm ömrü değil de ömrünün son safhası gerçekten kısadır ama yine de bir günden fazladır. Aslında onun için süre önemli değildir. Ömrünün bu en güzel aşamasında düşündüğü tek şey vardır, neslinin devamı. Sürüngen bir tırtıl olmaktan kurtulup, havada özgürce dolaştığı bu kısa sürede amacı uğruna çoğunlukla beslenmez bile.


Maden Suyu Şişesi Neden Yeşildir?
Güneş'in yakından çekilen fotoğraflarında kırmızımsı bir renk olduğunu görüyoruz. Kırmızının karşıt rengi yeşildir. Yani yeşil, kırmızıyı bir bakıma nötrlüyor. Böylece güneş ışınları maden suyuna minimum zarar veriyor. Maliyetinin düşük olması, dolayısıyla bu renk şişelerin kullanılmasıyla bir taşla iki kuş vurulmuş oluyor.


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10





Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsminiz:
Mesajın: